DOLAR 50,12550,01%
EURO 55,85230,08%
ALTIN 6.562,720,10
BITCOIN 3723516-1.91722%
İstanbul
11°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

The Exporter Global

The Exporter Global

08 Kasım 2026 Pazar

TÜRKİYE KİŞİ BAŞINA 4 BİN KİLOVATSAATLİK KRİTİK ENERJİ EŞİĞİNE ULAŞTI

TÜRKİYE KİŞİ BAŞINA 4 BİN KİLOVATSAATLİK KRİTİK ENERJİ EŞİĞİNE ULAŞTI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Enerji sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getiren EIF 2026 Enerji Dönüşüm Fuarı ve Kongresi, Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde başladı. 5–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen fuarın açılışında konuşan İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Güven, enerji dönüşümündeki küresel gelişmeleri ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında ulaştığı noktayı değerlendirdi. Prof. Dr. Kutalmış Güven, “Elektrikli araçlar ve hızla büyüyen veri merkezlerinin etkisiyle küresel elektrik talebi, toplam enerji artışını ikiye katlamış durumda. Dünyada 700 milyondan fazla insan hâlâ elektriğe erişemezken, kişisel tüketim doğrudan eğitim, sağlık ve gelir seviyesini belirliyor. Türkiye ise kişi başı yaklaşık 4 bin kilovatsaatlik tüketimiyle bu kritik refah eşiğinde yer alıyor” dedi.

İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Güven, EIF 2026’nın açılış konuşmasında elektriğe erişimden artan enerji talebine, depolama teknolojilerinden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar sektörün gündemindeki başlıkları ele aldı. Enerjinin yoktan var edilemeyeceğini, yalnızca bir biçimden diğerine dönüştüğünü belirten Güven, enerji sektörünün temel meselesinin bu dönüşümü daha verimli, temiz ve düşük maliyetli gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE VERİ MERKEZLERİ KÜRESEL TÜKETİMİ ZİRVEYE TAŞIYOR

Güven: “Küresel elektrik talebi yılda yüzde 3–4 büyüyor ve bu oran toplam enerji talebindeki artış hızının yaklaşık iki katına ulaşıyor. Elektrikli araçlar, ısı pompaları, soğutma ihtiyacı, sanayide elektrifikasyon ve veri merkezleri bu yükselişte etkili. Uluslararası Enerji Ajansı’nın öngörüsüne göre veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030’a kadar iki katından fazla artması bekleniyor. Elektrik tüketimi ile insani gelişmişlik arasındaki ilişkiye bakıldığında, mevcut kullanım teknolojileri dikkate alınarak kişi başına yıllık net elektrik tüketimi 4–5 bin kilovatsaate ulaşana kadar eğitim, sağlık, yaşam süresi ve gelir göstergeleri hızla yükseliyor. Dünyada 700 milyonu aşkın insan elektriğe erişemezken bazı Afrika ülkelerinde kişi başına yıllık tüketim birkaç yüz kilovatsaat düzeyinde kalıyor, gelişmiş ülkelerde ise 8–15 bin kilovatsaat aralığına çıkıyor. Türkiye yaklaşık 4 bin kilovatsaatlik kişi başı tüketimle bu kritik eşikte bulunuyor.” dedi.

YEKA YARIŞMALARINDA 2 BİN 285 MEGAVAT KAPASİTE TAHSİS EDİLDİ

Konuşmasında güncel YEKA sonuçlarını paylaşan Güven: “2 Kasım’da tamamlanan YEKA RES-2026 kapsamında Sivas, Kütahya, Manisa ve Balıkesir’deki 7 projede toplam 1.500 megavat kapasite tahsis edildi. Yarışmalara 29 şirket 73 teklif verdi; teklifler kilovatsaat başına 3,50 avro sentlik taban fiyatında yoğunlaştı ve toplamda 60 milyon avroyu aşan katkı payı taahhüdünde bulunuldu. Balıkesir-4 yarışmasının 34 tur sürmesi ise rekabetin yoğunluğunu ortaya koydu. 3 Kasım’da sonuçlanan YEKA GES-2026’da ise 11 projede 785 megavat kapasite tahsis edildi. Konya’dan Diyarbakır’a, Mardin’den Kahramanmaraş’a, Denizli’den Ankara’ya uzanan projelerde fiyat kilovatsaat başına 3,25 avro sentlik taban seviyeye inerken yarışmalar katkı payı üzerinden sonuçlandı. İki yarışmanın toplamında 2.285 megavatlık yeni kapasite ve yaklaşık 1,9 milyar dolarlık yatırım Türkiye’ye kazandırıldı. İklim Enerji de Ankara-2 GES yarışmasını kazandı. Şirket 30 MWe kapasiteli proje için çalışacak ve biz bu sonucu bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

DEPOLAMA VE YAPAY ZEKÂ ÖNE ÇIKIYOR

Güven: “Yenilenebilir enerjinin depolanması ve elektrik sisteminin dengede kalması çok önemli. Son 15 yılda lityum iyon pil fiyatları %90’dan fazla düşerek kilovatsaat başına 110 doların altına indi. Sodyum iyon piller seri üretime geçerken akış pilleri, sıkıştırılmış hava, termal depolama ve pompaj depolamalı sistemler de farklı ihtiyaçlara çözüm sunuyor. Yapay zekânın enerjiye etkisi ise iki yönlü: Bir yandan veri merkezlerinin elektrik ihtiyacını artırırken, diğer yandan üretim tahmini, şebeke dengesi, depolama optimizasyonu ve arıza önleme gibi alanlarda büyük kolaylık sağlıyor.” dedi.

Enerji sektörüNDE TARIMDAN LİMANLARA YENİ UYGULAMA ALANLARI GELİŞİYOR

“Güneş Enerjisinde Yeni Pazarlar: Tarımdan Sanayiye, Çatıdan Yüzer GES’e” başlıklı panelde konuşan İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Özcan, izin süreçlerinin projelerde zaman alabilmesine rağmen güneş enerjisi sektörünün geleceğine iyimser baktıklarını söyledi.

Türkiye’de ve faaliyet gösterdikleri diğer ülkelerde kendilerine ulaşan taleplerin, güneş enerjisinde yeni iş alanlarının açıldığını gösterdiğini belirten Özcan, şöyle konuştu: “İzin süreçleri hem küçük hem büyük projelerde zaman alabiliyor, ancak sektörün geleceğine iyimser bakıyorum. Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelerde aldığımız talepler, güneş enerjisinde yeni iş alanlarının açıldığını gösteriyor. 2016 yılında Prof. Dr. Kutalmış Güven’le birlikte kurduğumuz İklim Enerji bugün üç ülkede proje geliştirme, mühendislik, kurulum, bakım ve işletme hizmetleri veriyor. Önümüzdeki dönemde depolamalı güneş enerjisi yatırımlarına da odaklanacağız. Elektrikli araç şarj istasyonlarının artan enerji ihtiyacı, yerinde güneş üretimi ve batarya depolama çözümlerine yönelik fırsatlar yaratıyor. Tarım GES uygulamaları, tarımsal üretim devam ederken aynı arazide elektrik üretmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Limanlar ve marinalarda karşılaştığımız izin süreçlerini teknik çalışmalarla aşmaya çalışıyoruz; Çiğli’deki yansıma analizi bu konuda sonraki projelere de örnek oluşturdu. Deniz üstü platformlarda güneş enerjisinden yararlanma seçeneklerini de mühendislik çalışmalarıyla değerlendiriyoruz. Yapay zekânın büyüttüğü veri merkezi enerji ihtiyacına yönelik olarak Bahreyn’de bir santral üzerinde çalışıyoruz. Güneş enerjisinde yeni fırsatları görmek için elektriğe nerede ve ne amaçla ihtiyaç duyulduğuna bakmalı, farklı ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirmeliyiz.”

Devamını Oku

COP31 Ana Ortağı VakıfBank, uluslararası kuruluşlarla iş birliklerini güçlendirecek

COP31 Ana Ortağı VakıfBank, uluslararası kuruluşlarla  iş birliklerini güçlendirecek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

VakıfBank, ana ortağı olduğu ve Antalya’da düzenlenecek olan COP31 kapsamında uluslararası finans kuruluşlarıyla bir dizi yeni finansman anlaşması imzalayacak. Konferans boyunca düzenlenecek panellerde yeşil dönüşümün finansmanından kadın ve gençlerin istihdamına, enerji verimliliğinden doğal kaynakların korunmasına uzanan başlıklar ele alınacak. VakıfBank Spor Kulübü Başantrenörü Giovanni Guidetti ve takım kaptanı Zehra Güneş de sporun sürdürülebilir geleceğe katkısının konuşulacağı etkinliklerde katılımcılarla buluşacak.

VakıfBank, 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ana ortak olarak kapsamlı bir programla katılım sağlayacak. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı doğrultusunda uluslararası finansman iş birliklerini geliştirmeye hazırlanan banka, konferans boyunca düzenleyeceği etkinliklerde iş dünyasını, finans kuruluşlarını, uzmanları ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek.

Uluslararası Finans Kuruluşlarıyla Yeni Anlaşmalar

VakıfBank, COP31 kapsamında farklı uluslararası finans kuruluşlarıyla yaklaşık 1,7 milyar dolar karşılığı finansman büyüklüğüne ulaşan yeni anlaşmalara imza atmaya hazırlanıyor.

Bu anlaşmalarla yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarının yanı sıra KOBİ’lerin yeşil dönüşüm süreçlerinin, kadın girişimciliğinin ve deprem bölgesinin yeniden imarının desteklenmesi hedefleniyor.

Söz konusu iş birlikleriyle Bankanın sürdürülebilir finansman alanındaki faaliyetlerinin geliştirilmesi ve Türkiye’nin düşük karbonlu, kapsayıcı ve dirençli bir ekonomiye geçişine katkı sağlanması amaçlanıyor. COP31 kapsamında gerçekleştirilecek üst düzey temasların da yeni finansman fırsatları ve uzun vadeli stratejik iş birlikleri için zemin oluşturması bekleniyor.

Yeşil dönüşümün finansmanı farklı sektörlerle ele alınacak

VakıfBank’ın konferans boyunca düzenleyeceği panellerde iklim risklerine dayanıklı iş modelleri, sürdürülebilir tarım, enerji verimliliği, düşük karbonlu taşımacılık ve sanayinin enerji dönüşümü değerlendirilecek. Karbon maliyetlerinin rekabet üzerindeki etkisi, kalkınma finansmanının reel sektöre katkısı ve KOBİ’lerin sürdürülebilir finansmana erişimi de programın öne çıkan konuları arasında olacak.

Kadınların ve gençlerin istihdamı, yeşil dönüşümün gerektirdiği yetkinlikler ve kadın girişimciliği ayrı oturumlarda ele alınacak. Yapay zekâ ve dijital dönüşümün iklim alanındaki rolü, su riskleri, denizlerin korunması ve dayanıklı şehirlerin finansmanı da uzmanların ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla tartışılacak.

Giovanni Guidetti ve Zehra Güneş ile “Gelecek İçin Takım Olmak”

VakıfBank, COP31’de sporun birleştirici gücünü de sürdürülebilirlik gündemine taşıyacak. 13 Kasım’da düzenlenecek “Sporun Doğası: Gelecek İçin Takım Olmak” başlıklı oturumda VakıfBank Voleybol Takımı Başantrenörü Giovanni Guidetti ve Takım Kaptanı Zehra Güneş yer alacak.

Farkındalık etkinlikleriyle geniş katılım

Panel ve toplantıları farklı deneyimlerle tamamlayacak program kapsamında VakıfBank Kültür Yayınları alanında bir “Tohum Kütüphanesi” oluşturulacak. VakıfBank İyilik Elçileri, çevre temsilcileri ve aileleri ise “Sıfır Atık Sahil Sabahı” etkinliğinde bir araya gelecek. Konferans boyunca düzenlenecek Gün Batımı Sohbetleri’nde günün temaları değerlendirilecek.

VakıfBank, COP31 programıyla sürdürülebilir kalkınmanın finansmanına yönelik iş birliklerini geliştirirken üretimden istihdama, spordan kültüre uzanan farklı alanlarda ortak bir gelecek için diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyor.

 

Devamını Oku

KIŞ LASTİĞİ DÖNEMİ BAŞLIYOR

KIŞ LASTİĞİ DÖNEMİ BAŞLIYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Unico Sigorta’dan

 Ücretsiz Değişim ve 12 Ay Saklama Hizmeti

Unico Sigorta, UniKasko kapsamında sunduğu ücretsiz lastik değişimi, 12 ay lastik saklama ve balans hizmetleriyle araç sahiplerinin mevsimsel lastik değişim sürecini kolaylaştırırken sürüş güvenliğine de katkı sağlıyor.

Müşteri ihtiyaçlarını odağına alan hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Unico Sigorta, UniKasko müşterilerine sunduğu ayrıcalıklı hizmetlerle kasko güvencesini günlük yaşamı kolaylaştıran çözümlerle destekliyor. Bu kapsamda sunulan ücretsiz lastik değişimi, 12 ay lastik saklama ve balans hizmetleri, araç sahiplerini hem mevsimsel lastik değişiminin maliyetinden hem de kullanılmayan lastikler için uygun saklama alanı bulma zahmetinden kurtarıyor.

Mevsim koşullarına uygun lastik kullanımı, sürüş güvenliği ve araç performansı açısından büyük önem taşıyor. Özellikle kış ve yaz aylarında gerçekleştirilen lastik değişimleri değişen hava ve yol koşullarına uyum sağlayarak yol tutuşunun korunmasına ve daha güvenli bir sürüş deneyimine katkıda bulunuyor. Bununla birlikte lastik değişim maliyetleri ve kullanılmayan lastiklerin muhafaza edilmesi için uygun alan ihtiyacı, araç sahipleri açısından zaman ve maliyet gerektiren bir sürece dönüşebiliyor.

Unico Sigorta, UniKasko kapsamında sunduğu hizmetlerle bu süreci müşterileri için daha kolay ve avantajlı hale getiriyor. Hizmet kapsamında sigortalı araca ait dört lastik 12 ay boyunca ücretsiz olarak saklanırken, yılda iki kez mevsimsel lastik değişimi ve balans işlemleri de ücretsiz gerçekleştiriliyor. Müşteriler, lastik değişimi ve saklama hizmetlerinden birlikte yararlanabildikleri gibi ihtiyaçlarına göre bu hizmetleri ayrı ayrı da tercih edebiliyor.

Sürüş güvenliğini destekleyen önleyici hizmet yaklaşımı

Unico Sigorta, sigortacılığı yalnızca olası hasarların ardından devreye giren bir güvence olarak değil, hasar risklerini azaltmaya ve müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik hizmetlerle desteklenen bütünsel bir yaklaşım olarak ele alıyor. Bu anlayışla sunulan balans hizmeti de lastiklerin dengeli aşınmasına, direksiyon ve süspansiyon sistemlerinin korunmasına ve aracın sürüş performansının desteklenmesine katkı sağlıyor.

Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sigortacılıkta değer yaratmanın yalnızca hasar sonrasında müşterilerimizin yanında olmakla sınırlı olmadığına inanıyoruz. Müşterilerimizin günlük yaşamlarını kolaylaştıran, ihtiyaçlarına pratik çözümler sunan ve olası risklerin azaltılmasına katkı sağlayan hizmetleri de sigortacılık anlayışımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Mevsimsel lastik değişimi hem sürüş güvenliği hem de araç performansı açısından ihmal edilmemesi gereken bir konu. Ancak değişim maliyetleri ve lastiklerin saklanması için uygun alan bulma ihtiyacı, bu süreci araç sahipleri için zahmetli hale getirebiliyor. 2023 yılından beri UniKasko poliçelerinde sunduğumuz ücretsiz lastik değişimi, 12 ay saklama ve balans hizmetleriyle bu süreci müşterilerimiz için kolaylaştırıyoruz. Amacımız, müşterilerimize yalnızca ihtiyaç duydukları anda değil, yolculuklarının her aşamasında değer katan çözümler sunmak.”

Unico Sigorta, UniKasko ile sunduğu bu hizmetlerle müşterilerinin kasko deneyimini zenginleştirirken, güvenli sürüşü destekleyen ve günlük yaşamda kolaylık sağlayan çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Hizmetten yararlanmak isteyen UniKasko müşterileri, 0850 222 28 00 numaralı Müşteri Etkileşim Merkezi üzerinden işlemlerini başlatabiliyor. Lastik değişimi ve saklama hizmetleri, Unico Sigorta tarafından ilan edilen anlaşmalı servis noktalarında sunuluyor.

Devamını Oku

MediaCat Lovemarks ödülleri sahiplerini buldu

MediaCat Lovemarks ödülleri sahiplerini buldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2026’da tüketicilerinin gönlüne taht kuran markalara ödülleri Brand Week Istanbul sahnesinde takdim edildi.

İstanbul- MediaCat ve Ipsos tarafından 2007’den bu yana gerçekleştirilen Türkiye’nin Lovemark’ları araştırmasına göre 2026’da tüketicilerin gönlüne girmeyi başaran markalar, bugün Brand Week Istanbul sahnesinde düzenlenen törenle ödüllerine kavuştu.

MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın araştırmaya ve bu yılki kategorilere dair detayları paylaşmasının ardından ödüller, marka temsilcilerine takdim edildi.

Pelin Özkan’ın ardından sahneye çıkan Ipsos Türkiye’den Özge Sönmez, araştırmanın metodolojisini ve bu yıl öne çıkan bulgularını paylaştı. Türkiye genelinde iki bin kişiyle gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Sönmez, Kurukahveci Mehmet Efendi ve Molfix örnekleri üzerinden yerel markaların tüketicilerle kurduğu kültürel bağa dikkat çekti. Son dönemde öne çıkan marka güveni tartışmalarına da değinen Sönmez, Ipsos’un Türkiye BHT veri tabanındaki analizlerin güvenin kritik bir unsur olduğunu, ancak marka arzusunu ve tüketici tercihlerini açıklayan tek faktör olmadığını ortaya koyduğunu belirtti. Otomotiv, kredi kartı ve salça gibi kategorilerde rekabetin oldukça yakın seyrettiğini vurgulayan Sönmez, kalıcı liderlik için zihin payının yanı sıra duygusal yakınlığın ve marka performansının da önem taşıdığına dikkat çekti.

Türkiye’nin En Sevilen Markaları 2026

  • Akaryakıt: Shell
  • Ambalajlı Su: Erikli
  • Bebek Bezi: Molfix
  • Beyaz Eşya: Arçelik
  • Çamaşır Suyu: Domestos
  • Çikolata Kaplamalı Gofret: Ülker
  • E-Ticaret: Trendyol
  • Eve/İşe Yemek Siparişi Online Sitesi: Yemeksepeti
  • Kahve: Kurukahveci Mehmet Efendi
  • Kredi Kartı: Bonus (Garanti BBVA)
  • Online Market: Migros One
  • Pizza: Domino’s
  • Saç Bakım: Elidor
  • Salça: Tat
  • Süpermarket: Migros
  • Ütü: Philips

 

Metodoloji

Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması MediaCat önderliğinde lpsos tarafından hayata geçirilmiştir. Araştırma 15-55 yaş aralığında, kadın-erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2.000 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmeleri tekniği (CATI) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Genel itibarıyla araştırmanın amacı, Türkiye’de rekabetin ve iletişim faaliyetlerinin yoğun olduğu veya merak konusu olan belirli kategorilerde hangi markanın “Lovemark” olduğunu tespit etmektir. Kategoriler, her yılın başında MediaCat önderliğinde tarafların görüşleriyle belirlenmektedir. Sonuçlarda mevsimsellik etkisini azaltmak üzere araştırmanın veri toplama periyodu geniş tutulmaktadır. 16 kategorinin sorgulandığı araştırmaya bayram ve resmi tatillerde ara verilmiştir. 2016’da yenilenen Lovemark analiz yaklaşımında olduğu gibi bu yıl da markanın zihin payı, duygusal olarak yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ile asla vazgeçilemeyecek kadar sevilip sevilmediği dikkate alınıp Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) yaklaşımı kullanılarak hesaplama yapılmıştır.

Devamını Oku

KALP CERRAHİSİNDE ROBOTİK TEKNOLOJİYLE DAHA KÜÇÜK KESİLER

KALP CERRAHİSİNDE ROBOTİK TEKNOLOJİYLE DAHA KÜÇÜK KESİLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mete Gürsoy, robotik bypass cerrahisinin daha küçük kesilerle, göğüs kemiği açılmadan gerçekleştirilebildiğini belirterek, hastaların günlük yaşamlarına daha erken dönebildiğini söyledi. Robotik cerrahinin teorik olarak hastaların büyük bölümüne uygulanabileceğini ancak her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Gürsoy, ameliyat öncesinde anatomik özelliklerin ve damar hastalıklarının ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

 ‘ROBOTİK AMELİYATLARI ROBOTLAR YAPMIYOR’

Robotik kalp cerrahisinin, ameliyatın belirli aşamalarının ileri teknolojik sistemlerle desteklenmesiyle gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Mete Gürsoy, “Robotik kalp ameliyatlarını robot yapmıyor, cerrahlar yapıyor. Robot burada cerrahın ellerinin görevini üstleniyor. Robotik enstrümanların boyutları ve ulaşılabilirlikleri, insan eline ve koluna göre daha hassas hareketler yapmamızı sağlıyor. Ayrıca daha küçük açıklıklardan hastanın kalbine ulaşabiliyoruz. Bu nedenle bu ameliyatları robot destekli minimal invaziv kalp cerrahisi olarak tanımlıyoruz” dedi. Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen bu yöntemin, teknik açıdan tamamen kesisi olmayan bir cerrahi olmadığını kaydeden Gürsoy, “Ben bunları yarı açık ameliyatlar olarak tanımlıyorum. Çünkü bu ameliyatlarda da göğüs bölgesinde kesiler yapılıyor. Ancak cerrahın ellerinin girdiği geniş alanlar yerine robotik enstrümanlar küçük deliklerden ilerletiliyor. Bu da ameliyatın daha hassas şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlıyor” diye konuştu.

 ‘TEORİK OLARAK UYGULANABİLİR AMA HER HASTAYA YAPILMAZ’

Robotik bypass cerrahisinin uygunluğunun hastanın durumuna göre belirlendiğini vurgulayan Gürsoy, “Teorik olarak her hastaya uygulanabilir ancak pratikte uygulanamayacağı hastalar da var. Anatomik uygunsuzluklar ve yaygın periferik arter hastalığı bizim için önemli değerlendirme kriterleri. Ayrıca daha önce sol göğüs bölgesinden ameliyat geçirmiş veya bu bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalarda önemli kısıtlamalar söz konusu olabilir. Koroner anatomisi uygun olan ve bu tür engelleri bulunmayan hastalara robotik bypass cerrahisi uygulanabilir. Ancak bütün bu faktörlerin ameliyat öncesinde ayrıntılı şekilde incelenmesi ve kararın buna göre verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘ÇOK DAMAR HASTALARINDA DA UYGULANABİLİYOR’

Robotik kalp cerrahisinin yalnızca bypass ameliyatlarında değil, farklı kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılabildiğini belirten Gürsoy, yöntemin tek damar hastalarıyla sınırlı olmadığını söyledi. Gürsoy, “Bypass cerrahisinde, hastanın kalbinin en önemli damarlarından birine yapılan bypass için kullanılacak greftin robot yardımıyla hazırlanması önemli bir aşama. Robotik bypass cerrahisini yalnızca tek damar hastalarında değil, çok damar hastalarında da uygulayabiliyoruz. Göğsün sol tarafından yapılan küçük bir kesi ve robotik enstrümanlarla ameliyat tamamlanabiliyor. Gerektiğinde bacak toplardamarı veya kol atardamarı da kapalı yöntemlerle çıkarılarak minimal invaziv cerrahi yaklaşım destekleniyor” dedi. Robotik cerrahinin mitral kapak tamiri ve değişimi, kalpteki kitlelerin çıkarılması ve kalp deliklerinin tedavisi gibi farklı alanlarda da kullanılabildiğini aktaran Gürsoy, özellikle mitral kapak tamirinde sağlanan görüş alanının cerrahi açıdan önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.

‘HASTALAR GÜNLÜK YAŞAMLARINA DAHA ERKEN DÖNEBİLİYOR’

Robotik cerrahinin hem hastalar hem de cerrahlar açısından avantajları bulunduğunu belirten Gürsoy, sistemin cerraha üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü sunduğunu, titreşimi azaltan hassas enstrümanlar sayesinde daha kontrollü hareket imkânı sağladığını söyledi. Hastalar açısından en önemli avantajın ameliyat sonrası iyileşme sürecinde görüldüğünü dile getiren Gürsoy, “Göğüs kemiği açılmadan, daha küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastanın daha az cerrahi travmaya maruz kalmasını sağlıyor. Böylece hastalar günlük yaşamlarına ve iş hayatlarına daha erken dönebiliyor. Ameliyat sonrasında yan yatabilmeleri ve araç kullanmaya daha erken başlayabilmeleri de yaşam konforu açısından önemli. Ancak orta dönemde robotik cerrahi ile açık cerrahi arasında anlamlı bir fark bulunmadığını belirtmek gerekiyor. Açık cerrahi yöntemler de son derece başarılıdır. Robotik cerrahinin özellikle erken dönemde iyileşme ve yaşam kalitesi açısından avantajları bulunuyor” diye konuştu. Bazı cerrahi türlerinde robotik sistemlerin cerraha daha iyi bir görüş alanı sunduğunu belirten Gürsoy, bunun özellikle mitral kapak tamiri gibi işlemlerde cerrahi başarının artırılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

 ‘HER YAŞ GRUBUNDA UYGULANABİLİYOR’

Robotik kalp cerrahisinin erişkinlerde belirli bir yaş aralığıyla sınırlı olmadığını kaydeden Gürsoy, “Robotik cerrahi, erişkin kalp cerrahisinde her yaş grubunda kullanılabiliyor. Ancak burada belirleyici olan yalnızca yaş değil, hastanın genel durumu, anatomik özellikleri ve eşlik eden hastalıklarıdır. Bu nedenle ameliyat öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapılması ve doğru hastanın seçilmesi gerekiyor” dedi.

‘KALP CERRAHİSİNİN GELECEĞİ ROBOTİK SİSTEMLERE DOĞRU İLERLİYOR’

Kalp cerrahisinde minimal invaziv yöntemlerin giderek yaygınlaştığını belirten Gürsoy, robotik sistemlerin bu dönüşümde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Gürsoy, “Son yıllarda kalp cerrahisinde minimal invaziv cerrahiye yönelik hızlı bir gelişim var. Robotik cerrahi de bu alandaki en önemli teknolojilerden biri. Dünyada kalp cerrahisinin ilerleyişi robotik sistemlere doğru yöneliyor. Türkiye’nin de bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesi, deneyimli ve profesyonel ekiplerle çalışmalarını hızlandırması gerekiyor. Ülkemizde robotik kalp cerrahisi konusunda uzun yıllardır çalışan, başarılı kurumlarımız ve deneyimli hekimlerimiz var. Henüz çok yaygın olmasa da hem kamu hem de özel sağlık kuruluşlarında bu yöntem uygulanabiliyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla kurumda ve daha fazla ekip tarafından uygulanacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.